Lazer Tedavileri
Candela Gentlelase Pro
Fotona Lazer
Lazer Epilasyon
Saprona Buz Lazer
Deka Karbondioksit Fraksiyonel Lazer
El Yüz Boyun Gençleştirme
Erbium Glass Mikro Fraksiyonel Lazer
Leke ve Dövme Silme Lazeri
Lazerle Kılcal Damar Tedavisi
Lazerle Ayak Tırnak Mantarı Tedavisi
Lazer ile Dövme Sildirme
Palomar Starlux Fraksiyonel Lazer Sistemi
Plazma Teknolojisi
Genital Siğillerde Lazer Tedavisi
Bıçak Jilet Faça İzleri Tedavisi
Stria Cilt Çatlaklarının Tedavisi
Yüz Gençleştirme
Botoks
Dolgu
Ameliyatsız Estetik
Mezoterapi Prp Kök Hücre
Mezoterapi Mezofeeling
Dermaterapi Uygulamaları
Kozmetik Selülit
Kozmetik El Yüz Boyun Gençleştirme
Kök Hücre Transferi
Leke Tedavisi
Kalıcı Medikal Makyaj
Mikroenjeksiyon Lipoliz
Mikroenjeksiyon ile PRP
Melezma & Hamilelik Lekeleri
Peeling Uygulamaları
Somon DNA
Ameliyatsız Yüz ve Boyun Germe
U225 Mezoterapi Tabancası
Bölgesel İncelme
Cilt Bakımı
Göz Çevresi
Ozon Tedavisi
Saç ve Saçlı Deri
Kozmetik Danışmanlık
Teknolojilerimiz
Alex Lazer Epilasyon
Soğuk Lipoliz
Saten Vücut Germe
Deka Karbondioksit Fraksiyonel Lazer
Deka Karbondioksit Fraksiyonel Lazer
Medikal Ozon Tedavisi
U225 Mezoterapi Tabancası
Dermapen
Eyelit Göz Altı Morluk Tedavisi
Fotona Lazer
Leke ve Dövme Silme Lazeri
Plazma Teknolojisi
Saprona Buz Lazer
Erbium Glass Mikro Fraksiyonel Lazer
Syneron Velashape
Bölgesel İncelme
Elektroterapi
Estetik Cerrahi
Genital Estetik
Dermotoloji
Derinin Mantar Hastalıkları
Sedef Hastalığı (Psörizasiz)
Ekzemalar
Saç Dökülmeleri (Alopesi) ve Saç Hastalıkları
Bel Soğukluğu, Frengi (Sifiliz)
Deri Kanserleri
Hamilelik Lekeleri - Gebelikte Cilt Değişiklikleri
İlaç Alerjisi
Akne & Ergenlik Sivilcileri
Cilt Benleri
Sağlıklı Cilt ve Medikal Cilt Bakımı
Seboreik Ekzema & Seboreik Dermatit
Erkek Tipi Saç Dökülmesi Tedavisi
Aşırı Tüylenme (Hirsutizm) ve Tedavisi
Behçet Hastalığı
Saç Biti, Vücut Biti ve Uyuz Tedavisi
Genital Siğil & Cinsel Bölgede Siğil ve Uçuk Tedavisi
Melanom Teşhisi ve Tedavisi
Siğil, Benler ve Et Benleri Lazer Tedavisi
Aşırı Terleme (Hiperhidrosiz) Tedavisi
Rozaeca Gül Hastalığı & Kırmızı Yüz
Göz Cerrahisi
Dental Estetik
Saç Ekimi
Lazer Tedavileri
Candela Gentlelase Pro
Fotona Lazer
Lazer Epilasyon
Saprona Buz Lazer
Deka Karbondioksit Fraksiyonel Lazer
El Yüz Boyun Gençleştirme
Erbium Glass Mikro Fraksiyonel Lazer
Leke ve Dövme Silme Lazeri
Lazerle Kılcal Damar Tedavisi
Lazerle Ayak Tırnak Mantarı Tedavisi
Lazer ile Dövme Sildirme
Palomar Starlux Fraksiyonel Lazer Sistemi
Plazma Teknolojisi
Genital Siğillerde Lazer Tedavisi
Bıçak Jilet Faça İzleri Tedavisi
Stria Cilt Çatlaklarının Tedavisi
Yüz Gençleştirme
Botoks
Dolgu
Ameliyatsız Estetik
Mezoterapi Prp Kök Hücre
Mezoterapi Mezofeeling
Dermaterapi Uygulamaları
Kozmetik Selülit
Kozmetik El Yüz Boyun Gençleştirme
Kök Hücre Transferi
Leke Tedavisi
Kalıcı Medikal Makyaj
Mikroenjeksiyon Lipoliz
Mikroenjeksiyon ile PRP
Melezma & Hamilelik Lekeleri
Peeling Uygulamaları
Somon DNA
Ameliyatsız Yüz ve Boyun Germe
U225 Mezoterapi Tabancası
Bölgesel İncelme
Cilt Bakımı
Göz Çevresi
Ozon Tedavisi
Saç ve Saçlı Deri
Kozmetik Danışmanlık
Teknolojilerimiz
Alex Lazer Epilasyon
Soğuk Lipoliz
Saten Vücut Germe
Deka Karbondioksit Fraksiyonel Lazer
Deka Karbondioksit Fraksiyonel Lazer
Medikal Ozon Tedavisi
U225 Mezoterapi Tabancası
Dermapen
Eyelit Göz Altı Morluk Tedavisi
Fotona Lazer
Leke ve Dövme Silme Lazeri
Plazma Teknolojisi
Saprona Buz Lazer
Erbium Glass Mikro Fraksiyonel Lazer
Syneron Velashape
Bölgesel İncelme
Elektroterapi
Estetik Cerrahi
Genital Estetik
Dermotoloji
Derinin Mantar Hastalıkları
Sedef Hastalığı (Psörizasiz)
Ekzemalar
Saç Dökülmeleri (Alopesi) ve Saç Hastalıkları
Bel Soğukluğu, Frengi (Sifiliz)
Deri Kanserleri
Hamilelik Lekeleri - Gebelikte Cilt Değişiklikleri
İlaç Alerjisi
Akne & Ergenlik Sivilcileri
Cilt Benleri
Sağlıklı Cilt ve Medikal Cilt Bakımı
Seboreik Ekzema & Seboreik Dermatit
Erkek Tipi Saç Dökülmesi Tedavisi
Aşırı Tüylenme (Hirsutizm) ve Tedavisi
Behçet Hastalığı
Saç Biti, Vücut Biti ve Uyuz Tedavisi
Genital Siğil & Cinsel Bölgede Siğil ve Uçuk Tedavisi
Melanom Teşhisi ve Tedavisi
Siğil, Benler ve Et Benleri Lazer Tedavisi
Aşırı Terleme (Hiperhidrosiz) Tedavisi
Rozaeca Gül Hastalığı & Kırmızı Yüz
Göz Cerrahisi
Dental Estetik
Saç Ekimi
Behçet Hastalığı bir Türk doktor olan Prof. Dr. Behçet UZ tarafından ilk kez 1937 yılında tanımlanmıştır. Behçet ağızda ve cinsel bölgede yaralar (tıbbi olarak ülser veya aft) ve gözde iltihap (üveit) ile giden tekrarlayıcı bir hastalıktır. Çeşitli belirti ve bulgularla birçok sistemi etkileyebilen bir hastalıktır. Behçet hastalığı hemen hemen tüm dünyada görülmekle birlikte, Türkiye, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs gibi Akdeniz ülkeleri, Irak ve İran gibi Ortadoğu ülkeleri ve Japonya, Kore, Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde diğer ülkelere göre daha sık görülmektedir. Hastalığın yukarıda belirtilen ve tarihi İpek Yolunun geçtiği bu ülkelerde daha sık görülmesi, gelişiminde genetik ve/veya çevresel faktörlerin etkili olabileceğine işaret etmektedir. Tarihi İpek Yolu üzerindeki ülkelerden Behçet hastalığının en sık görüldüğü yer Türkiye’dir. Ülkemizin çeşitli bölgelerinde yapılan beş ayrı çalışmada hastalığın sıklığının 100.000 erişkinde 20 ile 421 arasında olduğu bildirilmiştir. Behçet hastalığı erkek ve kadınlarda yaklaşık eşit oranda görülür. Ancak, özellikle göz ve damar tutulumu gibi önemli sistem tutulumları genç erkek hastalarda daha sık ortaya çıkmaktadır. Behçet hastalığı en sık 20–40 yaşları arasında başlar. Bununla birlikte daha az sıklıkta olmak üzere çocuklarda ve ileri yaştakilerde de Behçet hastalığı gelişebilmektedir. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Gelişiminde bağışıklık sistemi değişikliklerinin yanı sıra genetik ve bazı çevresel faktörlerin (bakteri ve virüs gibi) etkili olabileceği düşünülmektedir. Behçet Bulaşıcı bir hastalık değildir. Behçet hastalığı kalıtsal bir hastalık değildir. Ancak, hastalık için genetik bir yatkınlık söz konusudur. Ancak, Behçet hastalığı birçok organı etkileyebilen ve bu nedenle de çok sayıda belirtiye yol açabilen bir hastalıktır. En sık görülen belirtileri ağızda ve cinsel bölgede tekrarlayıcı yaralar, deri belirtileri, göz ve eklem tutulumudur. Ağız yaraları (aft veya oral ülser); Ağrılı ve yineleyici özellikteki ağız yaraları Behçet hastalığının en sık görülen belirtisidir. Ağız yaralarının tekrarlama sıklığı hastadan hastaya değişiklik gösterir. Ağızda aft yapan tek hastalık Behçet Hastalığı değildir. Bu nedenle aft tek başına ne kadar sık ya da şiddetli olursa olsun Behçet hastalığı tanısı koymak için yeterli değildir. Behçet hastalığı tanısı konulabilmesi için o kişide afta ek olarak hastalığın başka klinik bulgularının da bulunması gereklidir. Cinsel bölge yaraları, ağız yaralarından sonra hastalığın ikinci en sık belirtisidir. Hastalığın deri belirtileri büyük bir çeşitlilik gösterir. Bunlar arasında deride kızarık kırmızı akıntılı şişlikler şeklindeki lezyonlar ve yüzeysel damar bozukluklarıt en sık gözlenenlerdir. Behçet hastalığında göz tutulumu hastaların yaklaşık yarısında görülür. Gözde kızarıklık, bulanık görme veya görme kaybı, uçuşmalar, gözde ve göz çevresinde ağrı gibi şikayetlere neden olur. Göz şikayetleri erkeklerde ve hastalığın ilk yıllarında daha sıktır. Göz tutulumunun bazı hastalarda ağır seyredebileceği ve hatta görme kayıplarına yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle yukarıda özetlenen şikayetlerin bulunması durumunda vakit kaybedilmeden doktora başvurulması ve tedavi için verilen ilaçların düzenli kullanılması büyük önem taşır. Göz tutulumu bazen çok belirgin bir şikayete yol açmayabilir veya hasta tarafından fark edilmeyebilir. Bu nedenle hastaların göz şikayeti olsun olmasın belli aralıklarla muayene edilmesinde yarar vardır. Hastaların yaklaşık yarısında eklemlere ait şikayetler olur. Şikayetler sadece ağrı şeklinde olabileceği gibi, söz konusu eklemde şişlik, sıcaklık artışı ve hareket kısıtlılığı (tıbbi adı ile artrit) şeklinde de olabilir. Şikayetler sadece tek bir ekleme sınırlı olabilir. Bazende birkaç eklemi aynı anda tutar. En sık diz eklemi tutulur, bunu sıklık sırasıyla, ayak bileği, dirsek ve el bileği izler.
Behçet hastalığı önceden kestirilemeyen ataklar ve iyilik dönemleri ile uzun süreli bir seyir izlemektedir. Hastalığın belirtileri ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Kimilerinde sadece deri, mukoza belirtileri ve hafif eklem şikayetleri gözlenirken, kimilerinde göz, damar, mide barsak ve sinir sistemi belirtileri ön planda olabilir. Genel olarak hastalığın şiddeti ileri yaşlarda azalma gösterir.
Hastalığın kesin tanısını koyan bir laboratuvar belirteci bulunmamaktadır. Kişinin Behçet hastalığı olup olmadığını ya da ileride gelişip gelişmeyeceğini gösteren herhangi bir kan testi yoktur. Bugün için tanı klinik bulgularla konulmaktadır. Deri ve mukoza bulguları sıklıkla hastalığın ilk bulguları olarak karşımıza çıkarlar. Bu nedenle hastalığın erken tanısında büyük önem taşırlar. Deri paterji testi uygun iğne ucunun deriye batırılmasına derinin verdiği cevaptır. Hastalığın tanısında yardımcı bir test olarak kullanılır
Hastalığın uzun süreli ve düzenli bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir. Behçet hastalığının sistemik bir hastalık olduğu ve çok sayıda organı etkileyebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, hastalığa yaklaşımda birçok bilim dalının (farklı uzmanlık alanlarından doktorların) işbirliği içinde çalışması gerekmektedir. Hastaların tedavi ve takibinde deri ve zührevi hastalıkları, romatoloji ve göz hastalıkları uzmanları başta olmak üzere çok sayıda doktorun uyum içinde çalışması büyük önem taşımaktadır. Genel anlamda Behçet hastalığına ait tüm belirtileri tamamen ortadan kaldıran tek bir ilaç veya tedavi bulunmamaktadır. Bu nedenle tedavi var olan belirtilerin özelliğine göre belirlenmektedir. Tedavide temel amaç hastalığın özellikle erken ve aktif dönemindeki şiddetli olabilecek organ veya organların hasarını engellemek ve belirtilerin verdiği rahatsızlığı gidermektir.
Hastalığın tedavisinde çok sayıda ilaç kullanılmaktadır. Bunların bir bölümü yerel bir bölümü ise sistemik olarak uygulanmaktadır. Ayrıca gerekli durumlarda fizik tedavi ve cerrahi tedavilerde yapılabilmektedir. Yerel ilaçlar (gargara, krem vb.) deri ve mukoza belirtilerinin hafifletilmesi, daha çabuk iyileşmesi ve verdiği rahatsızlığın giderilmesi anlamında önemli ilaçlardır. Kolşisin deri, mukoza ve eklem tutulumlarında yararlı olabilen bir ilaçtır. Bunun dışında gerekli olduğunda kortizonlu ilaçlar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kontrollü biçimde kullanılabilmektedir. Ağız sağlığı aftların ve hastalığın yeni ataklarını engellemede önemli olabilir. Bu nedenle hastaların ağız hijyenine büyük önem vermeleri ve düzenli olarak diş muayenelerini yaptırmaları gereklidir. Diş çürüğü, diş eti iltihabı, vb. ağız hijyen bozukluğuna neden olabilecek tüm olumsuzluklar mutlaka tedavi ettirilmelidir. Ayrıca ağızda aftı olan hastaların asitli, kabuklu, sert, acılı ya da tuzlu yiyecekler gibi irrite edici ajanlar ve alkolik içeceklerden sakınması gerekir. Özellikle kabuklu gıdaların yenmesi (çerez, fındık, fıstık, ayçiçeği, vb.) ağız içinde tahriş ve hafif de olsa yaralanmalara neden olabileceğinden aftların oluşumunu başlatabilir, iyileşme sürelerini uzatabilir. Mümkün olduğunca Behçet hastaları yorgunluk ve stresten kaçınmalı, enfeksiyonlardan kendilerini korumalıdırlar. İlaç seçiminde ve tedavinin süresinde belirleyici olan tutulan organ veya organlar ve tutulumun şiddetidir. Seçilecek tedavi şekli ve uygulama yolu, tedavinin süresi, ilaçların dozu hekim tarafından düzenlenir. Hastalığın tedavi ve takibinde hekimlerin işbirliği içinde çalışmaları ne kadar gerekliyse hastanın önerilen tedaviye uyumu da o denli önemlidir.